Deprem Sonrası Psikolojik Süreç

5 ADIMDA DEPREM SONRASI PSİKOLOJİK SÜREÇ

Deprem anı ve sonrası insan psikolojisinde birçok duygunun beraber yaşandığı bir süreçtir. Bu süreci fizyolojik ve psikolojik olarak sağlıkla atlatmak gerekmektedir. Sürece verdiğimiz psikolojik ve davranışsal tepkiler bizim psikolojik savunma mekanizmalarımızdır.

Deprem anında ve sonrasında yaşanan duygular genellikle; korku, kaygı, belirsizlik, güvensizlik ve çaresizliktir. Gerekli psikolojik dayanıklılığa sahip olabilmek için duyguların öncelikle anlaşılması ve doğru yollar ile ifade edilmesi gerekmektedir. İfade edilmeyi bekleyen duygular biriktikçe zaman içinde travmaya dönüşmekte ve bireyde çeşitli obsesyonlara ve travma sonrası stres bozukluğu denilen rahatsızlığın ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

5 Adımda Deprem Sonrası Psikolojik Süreç;

1) ŞOK ANI (İNKÂR ETME)

Bu süreç kimi bireylerde birkaç dakika kimisinde birkaç saat kimilerinde ise birkaç gün sürebilir. Bu durum bireyin bilincini koruma aşamasıdır. Yaşanılan durum tekrar tekrar zihinde canlandırılmaktadır. Birey kendisini ifade ederken çeşitli kopuk ifadelerde bulunulabilir. Bu aşamada kendisini ve dış dünyayı suçlama gerçekleşebilir.

Şok anı yaşayan bireyler yalnız bırakılmamalıdır. Psikososyal destek verilerek duygularını ifade etmesi sağlanmalı, depremin doğal afet olup ve bu olayın bilimsel bir süreç olduğu bireye anlatılmalıdır.

2) ÖFKE KONTROLSÜZLÜĞÜ

Bu süreç bireyin yaşanan kayıpları yavaş yavaş anlamlandırmaya başladığı aşamadır. Birçok duyguyu aynı anda yaşandığı için birey savunma mekanizması olarak öfkeye yoğunlaşabilir. Bu durumdaki bir birey kontrolsüzlük ve çaresizlik duyguları içindedir. Kendisini kimsenin anlayamayacağını düşünmektedir. Tüm bu duygular ile baş etmek için kendisini güvende hissetmeye ihtiyacı vardır.

Öfke aşamasında olan birey derin bir şekilde nefes alıp vermelidir. Vücudunun çeşitli bölgelerinde kasılmalar hissedebilir. Bu yüzden birey rahat edeceği bir pozisyonda tutulmalıdır. Duygularını kendisine ve çevresine zarar vermeden ifade etmesi sağlanmalıdır. Bireye yalan söylenmemeli, tüm gerçeklerler bireyin anlayabileceği düzeyde anlatılmalıdır.

3) ANLAMLANDIRMA

Anlamlandırma aşamasında bireyin vücudundaki kasılmalar azalmış, ağlama krizleri geçmiş ve öfke azalmaya başlamıştır. Bu aşamada birey kendisini son derece çaresiz hissetmektedir. Yaşadığı durumun gerçekliği ile yüzleşmektedir. Artık bundan sonraki süreci sürekli düşünmekte ve çıkış yolu aramaktadır. Mantık dışı, doğru olmayan olumsuz otomatik düşüncelerin etkisinde kalmaması için yakın çevresinden psikososyal desteğe ihtiyaç duymaktadır.

Birey yaşadığı durumu doğru bir şekilde ifade etmek ister. Bu aşamada anlatmaya ve dinlemeye ihtiyaç duymaktadır. Duygularının bir başkasında anlaşıldığını hissetmek ister. Bu aşamada olan birey ile zaman geçirilmeli, kendisini çeşitli yollar ile avutmaya çalışılmamalıdır. Desteğe ihtiyaç duyulan noktalar belirlenmelidir.

4) HATIRLAMA VE DEPRESYON

Yaşanılan durum karşısında geçirilen sürecin yeniden düşünüldüğü aşamadır. Bu aşamada duygu kontrolsüzlüğü ön plandadır. Kontrolsüzce olumsuz düşünceler üzerine düşünülür, yalnızlık hissi ile baş etmeye çalışılmaktadır. Zihin yaşadığı anları adeta fotoğraf kareleri gibi inceler ve korku duygusunun etkisi altında kalır.

Yaşadığı anları yeniden tekrar tekrar yaşayan bireyin duygularını sağlıklı bir şekilde ifade etmesi sağlanmalıdır. Bu durumu sadece kendisinin yaşamadığı bireye hatırlatılmalıdır. Bundan sonraki aşamadaki avantajları ve olumlu koşullar bireye fark ettirilmelidir.

5) KABULLENME

Kabullenme aşamasında birey yaşamın devam ettiğini ve kaybedilenlerin artık geri gelmeyeceğini kabullenmeye başlar. Bireyde normalleşme yaşanır. Durumun hazmedilmesi ve hayatın normal akışına dönmesi durumu gerçekleşir.

Birey bu aşamada çeşitli davranış değişiklikleri yaşayabilir. Örneğin daha önce davranmadığı şekilde davranma, süreksizlik, plansızlık, arkadaşlık ilişkilerinde zedelenme gibi durumlar yaşayabilir. Bu aşamada bireyin sosyal çevresi de etkilenmektedir. Ancak zaman içinde bu durumda kademe kademe düzelme olması ve kişinin kayıptan önceki hayatındaki işlevselliğine dönmesi beklenir. Bu süreci yaşayan birey ile temas edilmelidir. Bireyin olay önceki yaşamı bireye hatırlatılmalıdır. Bireyin yapmaktan keyif duyduğu etkinlikler uygulanmalıdır.

SONUÇ OLARAK

Tüm yaşanan olumsuz durumlar sonrasında birey geçmiş yaşamını, kaybettiği insanları özleyebilir. Kaybedilen kişinin özlenmesi ve beraber yaşanan güzel anların zihinde canlanması son derece doğaldır. Sorun, kaybın ardından kaybedilen kişinin sürekli kayıp dönemindeki hali ile akla geldiği ve acı, aşırı üzüntü, çökkünlük gibi olumsuz duygu hallerinin azalmadan sürdüğü zaman ortaya çıkar. Bu durum 6 aydan fazla sürüyor ise mutlaka bir uzman desteği alınmalıdır.

Yaşanılanların yükü kuşkusuz çok ağır olabilir, fakat bu yükü birlikte hafifletebiliriz.

Uzman Psikolog Emre TURAN