Etkinlikler

Şubat Lise Bülten

28 Temmuz 2018
LİSE  VELİ  BÜLTEN
SORUN ÇÖZME BECERİSİ KAZANMAK
Günümüzde teknolojik ve bilimsel gelişmelerin hızına paralel olarak kişilerin ve toplumun kendini geliştirmesi kaçınılmazdır. Toplumun, çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatılmış, kendisini ve çevresini sürekli geliştirebilen, olaylara farklı açılardan bakabilen, sorunlarını zamanında fark edip, etkili çözümler üretebilen bireylere ihtiyacı vardır. İnsan yaşamı, çözülmesi gereken birçok sorunla doludur. Hatta bazen, aynı anda birkaç sorunla karşı karşıya kalabiliriz. Aslında insan yaşamının, sahip olduğumuz sorunlar ve bunların çözümü ile anlam kazandığını söylemek yanlış olmaz. İnsan ancak, sorunlarıyla baş edebildiği ve onlara çözüm getirebildiği sürece kendisi ve çevresi ile barışık olabilecektir.
SORUN ÇÖZME SÜRECİNDEKİ AŞAMALAR
Sorun çözme süreci tek ve homojen bir süreç olarak görülse de aslında bu süreç farklı etkinliklerin bir bütünüdür.
Genel Yaklaşım:
Bu ilk aşama, bireyin belirli bir çözümü benimsemesi ya da reddetmesini sağlayan, destekleyici ya da engelleyici nitelikte olabilen ve bireyi belirli bir biçimde davranmaya yönelten zihinsel eğilimdir. Araştırma bulguları, kendine güvenen ve çevrelerini denetleyebileceğini düşünen bireylerin daha iyi sorun çözücü olduklarını göstermektedir. Bireyin soruna genel yaklaşımı ( yaklaşma ya da kaçınma tarzı, kontrol edip edememesi ve yeteneklerine güvenip güvenmemesi) sorunları başarı ile çözme ve başa çıkma stratejisini etkiler.
Sorunun Tanımlanması:
Bu aşama sorunun tanımlanması ve biçimi ile ilgilidir. Yapılan araştırmalar başarılı sorun çözücülerin problem konusunda detaylı bilgi sahibi olduklarını, problemin özünü anlamayı başardıklarını ve kullandıkları ilk adımın tüm bilgi ve gerçekleri toplamak olduğunu göstermiştir. Birey bir problemi uygun bir şekilde tanımlayabilmek için en azından üç alanla ilgili öğeleri inceleyebilmelidir. Dolayısıyla bir problemin tanımlanması birçok özel beceri gerektirir.
  1. Kendini, davranışlarını, bilgisini, heyecanlarını ve soruna ilişkin duygularını değerlendirme
  2. Sorunla bağlantılı çevresel etkenleri değerlendirme
  3. Sorunlu durumu açığa kavuşturma, hedeflerin, beklenti ve çatışmaların farkında olma.
 Seçeneklerin Oluşturulması
Seçeneklerin oluşturulması hedef yönelimli bir süreç olduğundan doğal olarak seçimi gerektirir. Araştırma bulguları bilgi seçiminin bireyin geçmiş yaşantılarının bir fonksiyonu olmadığını tam tersine bu süreçte geçmiş deneyimleri kullanabilme yetisinin önemli olduğunu göstermektedir.
Bireysel sorunlar duygusal öğeler taşıdığı için seçeneklerin sayısı az olabilir. Ayrıca değerlendirilme kaygısı veya engellenmişlik duygusu eylemlerimizin akıcılığını azaltır ve sorun çözme stratejimizi olumsuz etkiler. Seçeneklerin sayısını artırmak yönünden Osborn’un beyin fırtınası yöntemi kural içerir.
  1. Seçenekler oluşturulurken değerlendirme yapmaktan kaçınmak
  2. Kısıtlamaksızın, özgür zihinsel aktiviteye önem vermek
  3. Oluşturulan düşüncelerin sayısının fazla olması
  4. Önerilen seçeneklerden birleşimler oluşturmak ya da bunları geliştirmeye çalışmak. Yapılan araştırmalar başarılı problem çözücülerin sık sık problemlerini geçici olarak bir tarafa koyduklarını ve sonra bunlara tekrar geri döndüklerini göstermiştir.
Mantıki olarak eğer birey sorununu bir süre bir kenara bırakıp, ona daha sonra dönerse, duygusal ve diğer engelleyici uyarıcıların etkilerini kaybetmelerinin olası olduğu söylenebilir.
Karar Verme
Bu süreç eyleme yönelik bir dizi seçenek arasından belirli bir tanesini seçmek olarak tanımlanabilir. Karar verme sürecine ilişkin araştırmalar, karar verme durumunu etkileyen iki unsurun varlığını öne sürmektedir. Bunlar:
  1. Çözümün “Fayda Değeri” (objektif ya da subjektif olabilir)
  2. Çözümün “olası sonuçları”, (bunlarda aynı şekilde objektif ya da subjektiftir)
 Değerlendirme
Bu aşama eylem planını uygulayıp sonucun belli bir standartla karşılaştırılmasını içerir. Eğer birey, eyleminin sonucunu karşılaştırır ya da verilmiş bir standartla uygunluğuna bakarsa (test etme) birey bu aktivitelerden yeni sonuçlar üretir ya da eylemlerini durdurur. Değerlendirme, sorun çözmenin son aşamasında seçilen eylem yerine getirildikten sonra olur ve gerçek sonucu değiştirmek için düzenlenmiştir. Bu aşama olmaz ise birey sıkıntıları için doğru çözümler keşfetmek yerine hareket yönü belirsiz bir performansta ısrar edebilir.
Kısaca problem çözme işleminde başarı, öncelikle problemin doğru tanımlanmasına bağlıdır. Problemin doğru tanımlanmasının yanı sıra problematik durumla ilgili yeterli bilgi sahibi olunmalı ve güçlüğü gidereceği düşünülen çeşitli davranış tarzları formüle edilmeli ve en iyi çözüme götüreceği düşünülen seçenekten başlanmalıdır. Mevcut seçenekler uygulamaya konur ve değerlendirilmesi yapıldıktan sonra başarılı olunmuşsa o yolda devam edilir aksi halde başka seçenek uygulamaya konur.
Bu aşamalara geçmeden önce kendinize şu soruları sorun
  • Bir sorunum olduğunda, farkına varmakta zorlanıyor muyum?
  • Sorunumla yüzleşmenin zorluğu nedeniyle, bu sorunu görmezden geliyor muyum?
  • Sorunumu uzun bir süre görmezden gelirsem, kendiliğinden çözüleceğini umduğum oluyor mu?
  • Sorunun ne olduğunu tam olarak bilmeden ya da ortaya çıkarmadan, çare olduğunu düşündüğüm girişimlere hızla kalkıştığım oluyor mu?
  • Bir sorunumu çözmeye kalktığımda, nerden başlayacağımı bulmakta güçlük çekiyor muyum?
  • Yanlış bir karar verdiğim zaman, daha sonra kararımı değiştirme ya da düzeltme konusunda isteksiz davrandığım oluyor mu?
Bu soruların çoğuna “evet” yanıtını veriyorsanız sorunlarınızla yüzleşmek ve onları çözmek konusundaki tutum ve alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz doğru bir yaklaşım olacaktır.
Eğer
  • Sorunu algılayıp onun farkına varma konusunda hızlı davranıyorsanız,
  • Soruna göğüs germeye, onunla yüzleşmeye kararlıysanız,
  • Hiçbir şey yapmadan oturup beklemektense, bir karar vermenin daha doğru olduğunu düşünüyorsanız,
  • Acele harekete geçmeden önce sorunun teşhis edilip saptanması gerektiğini algılamışsanız
  • Sorunu ele almadan önce gevşeyip, sakin bir şekilde sorun hakkında düşünebiliyorsanız,
  • Sorunlarla geç kalmadan, bir an önce uğraşmaktan yana iseniz, sorunlarınızın çözümü konusundaki tutumlarınızın sağlıklı bir gelişim içinde olduğu söylenebilir.
 Sevgili anne ve babalar
  • Çocuğunuzun sorununu onun adına siz çözmeyin. Onun sorununu kendi kendine çözmesine fırsat verin ama gerektiğinde yardıma hazır olduğunuzu belirtmekten çekinmeyin.
  • Çocuğunuzun duygu ve ihtiyaçlarını hakkında karşılıklı konuşun.
  • Kendi duygu ve ihtiyaçlarınızdan bahsedin.
  • Karşılıklı olarak uygun bulacağınız çözüm yolları arayın.
  • Aklınıza gelen tüm fikirleri, bir değerlendirme yapmadan önce, çocuğunuzla birlikte bir kâğıda yazın.
  • Yazdığınız önerilerin içinden, beğendiklerini ve beğenmediklerinizi saptayın ve denemeye değer olanların hangisi/hangileri olacağına karar verin.
 
 
16 ms