Etkinlikler

Şubat İlkokul Bülten

28 Temmuz 2018
İLKOKUL  VELİ  BÜLTEN
ÖZGÜVEN
Anne-babalara, çocuğunuzda en çok görmek istediğiniz özellikler nelerdir diye sorulsa, hiç kuşku yok ki, özgüvenli olsun, sorumluluk sahibi olsun, kendiyle barışık olsun, rahat olsun, saygılı olsun, insan ilişkileri iyi olsun, mutlu olsun gibi ifadeler kullanacaklardır.  Özellikle özgüvenli ve sorumlu olma, çocuğun bağımsız, kendine yeten biri olması ve hayatta karşılaşacağı zorlukların üstesinden gelmek için ideal özellikler olarak görülür.  Gel gelelim, yine aynı anne-babalar, çocuklarını çoğunlukla rahatına düşkün, işlerini hep başkalarına yükleyen, her işini son dakikaya atan, her işinde etrafından yardım isteyen çocuklar olarak da anlatırlar.  Peki, nasıl oluyor da bu kadar açık, net bir şekilde tanımlanmış hedeflere ulaşmak bu kadar zor olabiliyor? Bu noktada işe en başından başlamak ve çocuğun bebeklik döneminden başlayarak, özgüvenli ve sorumluluk sahibi bir birey olması için nelerin gerekli olduğunu dikkatli bir şekilde ele almak yararlı olabilir.
Burak, 6. sınıfa gidiyor, karnesinde 6 tane bir var, ama çocuğun umurunda değil. Öte yandan Beril, ertesi güne hazırladığı ödevleri en güzel yazısıyla yazamadığı için karnı ağrıyor. Elif, anaokulunda, arkadaşları kadar iyi sayamadığı için annesinden ona saymayı öğretmesini istiyor. Ali, ise kızdığında arkadaşlarını ısırıveriyor ve oyununa devam ediyor.  Ayşe, sınıf arkadaşının doğum gününde annesinin arkasına saklanıyor, Berk yurtdışında bildiği azıcık yabancı dille kendine dondurma alabiliyor. Bu örnekleri tabii ki çoğaltmak mümkün. Burak’ın Burak gibi, Ayşe’nin Ayşe gibi davranmasında etken olan şeyler neler?
Çocuğun Doğuştan Getirdiği Özellikler
Her çocuk farklı bir karakter yapısıyla dünyaya gelir. Kimi çocuk kendi kendine oyalanır, kolay kolay ağlamaz, sakin mizaçlıdır. Kimi çocuk da en ufak bir şey de yaygarayı koparır, devamlı ilgi bekler, hiçbir konuya odaklanamaz, çok dağınık ve hareketlidir. Bu çocukların doğal olarak anne-babalara yarattıkları kolaylıklar ve zorluklar çok farklıdır. Sakin olan çocuktan bir şeyler istemek, rica etmek çok doğal gelişen bir durumdur. Etrafıyla ilgili, kendisine söylenenleri dinleyen çocuk çok kısa bir süre sonra, etrafında olup bitene, durumun gereklerine de ilgi göstermeye başlayacak ve çevresindeki yetişkinleri taklit edecektir. Bunun sonucunda da yatağını yapmak, çiçekleri sulamak, sofra hazırlamak, kütüphaneyi yerleştirmek onun taklit etmek istediği işler olacaktır.  Çocuk bunları taklit edip başardığında da duyacağı mutluluk sonsuzdur. Artık hep yeni şeyler denemek, becerilerini sürekli geliştirmek isteyecektir. Bu hamurdaki bir çocuktan umursamaz ya da işlerini başkalarına yıkan bir çocuk çıkarmak için gerçekten özel bir çaba gerekir.
Öte yandan, herhangi bir konuya odaklanmakta zorlanan, sadece hoşuna giden şeyleri yapmaktan hoşlanan, kendisinden bir şey istendiğinde bunu hiç önemsemeyen çocuğun çevresini çok dikkatli gözlemlemesi, bunları taklit edecek kadar konuya odaklı kalması çok zordur.  Bu nedenle, bu yapıdaki çocuklara en ufak bir işi bile yaptırmak evi bir savaş alanına çevirir. Evin içinde bir pazarlık, bir koşturmaca, kavga kıyamet alır başını gider.  “Hadi, kaç kere dedim sana, bak yapmazsan televizyon seyredemezsin, gel kaçma” türünden konuşmalara bu evlerde sürekli rastlanır. Sonuç genelde pek de başarılı değildir. Çocuk yine her gün okuldan geldiğinde çanta bir yere, forma bir yere gidecektir, ev halkı yine söylenecek, çocuk yine bunlara aldırmayıp elinde uzaktan kumanda ile televizyonun karşısına geçecektir.
Uzun lafın kısası, çocukla herhangi bir konuda diyaloga geçmeden önce ya da ona bir takım beceriler kazandırmadan önce çocuğun yapısını çok doğru olarak saptamak gerekir. Bu saptama, çok detaylı bir etkileşim sürecinin sadece başıdır. “Ayşe Hanım, ne güzel, çocuğuna bir kez söylüyor, oluyor, biz elli kere söylüyoruz olmuyor” demek pek bir işe yaramaz. Bu saptama ne kadar erken yapılırsa o kadar iyi olur. Çünkü bu noktadan sonra, çocuk ve yetişkin arasındaki etkileşim çok büyük önem kazanmaktadır. Yetişkin çok telaşlı yapıda, çocuk ağırkanlıysa sorun çıkar, çocuk çok hızlı aile yavaşsa yine problem çıkar. Çocuğa gerekli mesajı iletmek her zaman en önemli adımsa, çocuğun özelliklerini bilmek bu işi kolaylaştıracaktır. Dikkati dağınık bir çocuğa uzun uzun öğütler vermek işe yaramaz. Dinledikleri bir kulağından girer, öbür kulağından çıkar. Bu çocukla kısa ve öz konuşmak, yaptıklarının sonucuyla hemen karşı karşıya bırakmak yararlı olacaktır. Daha sakin yapıdaki bir çocukla ise davranışları ve sonuçlarını tartışmak mümkün olacaktır.
Çocuğun gelişim evreleri hakkında fikir sahibi olmak da önemlidir. 
 0–1,5 yaş arası bebekler ihtiyaçları için ağlarlar, kendilerinin ne olduğunu keşfetmeye çalışırlar.  Bu dönemde çocukların düzenli fiziksel bakımın yanında, duyu organlarını geliştirici uyaranlara da ihtiyaçları vardır.  Çocuk bu dönemde güven duygusunu oluşturur ve şartlar uygun olduğunda dünyanın güvenilir ve araştırılmaya değer bir yer olduğuna inanır.
2.5 yaşına kadar çocuğun gelişimsel işi bağımsızlaşmayı öğrenmektir.  Bu dönemdeki çocuk her şeyi kendi başına yapmak ister, istediği olmayınca öfke patlamaları yaşar.  Bu dönemde çocukla ilgilenen kişinin çok sabırlı olması, espri gücünü devreye sokması iyidir. Çocukla yeme, tuvalet gibi temel konularda bir güç mücadelesine girmek doğru olmaz.  Çocuğa bu dönemden başlayarak seçenekler vermek gerekir.
4 yaşına kadar çocuk bir şeyleri başarma isteği içindedir.  Çok konuşur.  Yeme ve tuvalet eğitimi konusunda büyük adımlar atar.  Bu dönemde de çocuğun kesin sınırlara ihtiyacı vardır.   Çocuğun kendi cevaplarını bulması için ona fırsat verilmelidir.
5 yaşa kadar çocuk yine kafa tuttuğu bir döneme girer.  Çevreden duyduğu küfürleri söyler, uydurma hikâyeler anlatır.
6 yaşa kadar daha uyumlu olmaya başlar.  Kendisi hakkında konuşmaya bayılır.  Uydurma hikâyelerine devam eder.  Başkalarının eşyalarını almaya devam edebilir.
8 yaşa kadar arkadaşlık kurma ve arkadaşlık ilişkileri onun için önemli olmaya başlar.
Sorumluluk, iç disiplin gibi kavramlar çocuklara bir gecede öğretilemez.  Bu becerileri kazanmak için çocuğun çok küçük yaşlarından itibaren bu şekilde gelişmesini sağlayacak bir ortamın içinde yetişmesi gerekir.  Bunun için de ailelerin dikkat etmesi gereken bir dizi şey vardır.
Çocuğun yapısı ve yaş dönemlerini göz önünde bulundurduk diyelim.  Bunların yanında yapılması gereken birçok şey vardır
Özgüvenli Çocuk Yetiştirmede Ailelere Öneriler
 Şartsız Sevgi Gösterin
Anne babanın en önemli etkileme aracı, çocuklarıyla olan ilişkisidir. Çocuğa değer veren bir ilişki, doğal olarak onun özgüvenini artırır. Koşullu sevgi çocuklarda korkular, bağımlılıklar ve özgüven sorunları doğurur.
  1. Çocuklarınızı yaptıkları şeyler yüzünden değil, kendileri oldukları için sevin.
  2. Kişi ve davranışı birbirinden farklıdır. Bir çocuğun kişiliğini onun davranışıyla karıştırmayın.
  3. Kıyaslamak reddetmektir.
Ben Dili’ Kullanın
Kontrollerini kaybederek çocuklarını eleştiren anne baba, kontrolü çocuklara vermiş olur. Örneğin, 4 yaşındaki çocuğunuz oyuncağını yatmakta olan kardeşinin yatağına fırlattığı için sinirlisiniz. “Sen kötü bir çocuksun!”” ya da “”Yapma!”” yerine, “”Sen oyuncaklarını attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar verebilirdin”” diyebilirsiniz. Buradaki mesaj, duygularınızın onun çocuk dünyasına değil onun belirli davranışlarına yönelik olduğudur.
Dinlemeyi Öğrenin
Çocukların duyguları, gözlemleri ve algıladıkları dinlenmeye değerdir. Dinlemek, çocukların öz saygılarını artırmaktadır. Aktif dinlemeyle aileler, olayları daha çok çocuğun gözünden görmeye başlamakta ve böylece çocuk da duygularına önem verildiğini anlamaktadır.
Çocuğun Duygularını Ciddiye Alın
Çocuğunuzun korkularını ve negatif duygularını onu reddetmektense ciddiye alın. Onları yenmesine ve kendi çözümünü bulmasına izin verin.
Değerlendirecek Günlük Bir Şeyler Bulun
Çocuklar kötü bir şey yaptıklarında ilgi çekmek, iyi bir davranışta bulunduklarında da onaylanmak isterler.
Çocukla Yalnız Vakit Geçirin
Birçok ebeveyn için zaman çok sınırlıdır. Bununla beraber uzmanlar her bir çocukla yalnız zaman geçirmenin çok önemli olduğunu belirtmektedirler. Bir pazar sabahı dışarıda kahvaltı edilebilir veya yemekten sonra parkta küçük bir yürüyüş yapılabilir. Zaman zaman onun seviyesine inip onun kuralları ve oyuncaklarıyla oynamak da yararlı olacaktır. Kardeşini kıskanan ve yeni doğan bebekten dolayı geri planda kalan çocuğunuzla yalnız zaman harcamak için çaba göstermelisiniz.
Çocuğun Bazı Şeyleri Kendisinin Yapmasına İzin Verin
Ebeveynler genellikle çocuklarının yapmakta zorlandığı işleri üzerlerine alarak onlara yardımcı olduklarını düşünürler. Bu yardım, “Sen bunu yapamazsın, yeterince iyi değilsin” mesajlarını verebilir ki bu da çocuğun kendine olan saygısını azaltır.
Çocuğun Özel Eşyalarına Saygı Gösterin
Anne-babalar, sıklıkla çocuklarına verdikleri oyuncakların ve kitapların kontrolünü elde tutarlar.
Çocuğun Düşüncelerine Saygı Gösterin
Çocuğunuzun herhangi bir konuda düşüncesini sormanız; onun kendine ait duygularının, gözlemlerinin ve algılayışlarının, değerli olduğu düşüncesini kazandıracaktır.
Çocuğun Başarılarını Görün
Ne kadar küçük olursa olsun her başarısı kabul edilmeli ve ona başarılı olacağı şeyler bulunmalıdır.
Mutlaka, çocuğunuzun iyi yaptığı bir şeyler vardır. Onu keşfedip, sık sık başarısının altını çizin.
Çocuğun Tercihlerine Saygı Gösterin
Ebeveynler, çocukları için eğlenceli veya yararlı olan etkinlikleri önerebilirler. Fakat onu ön yargılı davranmaya zorlarlarsa, çocuk kendisinin yeterince iyi olmadığı mesajını alacaktır.
Sevgiyi Fiziksel Olarak İfade Edin
Ebeveynleri tarafından kucaklanma ve okşanma çocuklarda kendine saygının gelişmesine yardım etmektedir.
Çocukla Göz Seviyesinde Konuşun
Çocuklarla konuşurken, daima onlardan yüksekte olmamaya dikkat edilmelidir. Yüksekte olmak, onun kendini küçük hissetmesine neden olacak; aynı zamanda çocuğun ebeveyniyle arasında büyük bir mesafe olduğuna inanmasına yol açacaktır.
Her zaman onunla konuşurken, yanına çömelerek ya da oturarak ya da onu sizin seviyenize çıkararak, göz kontağı kurularak konuşulmalıdır. Bu, daha yakın bir iletişimi sağlayacaktır.
Çelişkili Mesajlar Vermekten Sakının
Çelişkili mesajlar, ebeveynlerin sözleriyle başka davranışlarıyla başka bir şeyi ifade ettiğinde ortaya çıkar. Öncelikle çocuğa karşı dürüst olunmalıdır.
Duygularınızı Çocukla Paylaşın
Ebeveynler, incinebilecekleri duyguları bile çocuklarıyla paylaştıklarında, onları kendi deneyimlerini ve duygularını kabul etmeye cesaretlendirmiş olacaklardır.
Her Çocuğun Tek Olduğu Duygusu Üzerine Odaklanın
Çocuklar hakkındaki özel şeyleri ebeveynler keşfetmeli ve onlara söylemelidir.
Son Olarak;
  1. Eşler arasındaki çatışma çocukların özgüvenini ve güvenlik duygusunu zedeler.
  2. Anne babanın özgüven düzeyi, tüm aile bireylerinin eğitimini, fiziksel, psikolojik, sosyal ve eğitimsel sağlık ve mutluluğunu belirler.
  3. Pek çok anne baba çocuklarının hayatlarını yaşar; bu yüzden de hem kendi özgüvenlerinin hem de çocuklarının özgüveninin gelişmesini engellemiş olur.
  4. Çabalarının fark edilmesi çocuğun ustalığını arttırır; anne babanın ortaya konulan çabadan etkilendiğini belirtmesi, çocuğun güven duygusunu güçlendirir.
  5. Çocuğun hem varlığı önemlidir hem de yokluğu. Yokluğu her zaman fark edilmelidir.
  6. Her çocuğun kendine özgü bir biçimde büyümeye hakkı vardır.
Çocuklarımızın Özgüvenli Bireyler Olmalarına Fırsat Vermek İçin;
  1. Eşiniz ve çocuklarınıza karşı doğrudan ve açık iletişim yollarını kullanın.
  2. Çocuğunuza sorumlu davranışlar kazandırmak için, eşinizle ortak, tutarlı bir yaklaşım içinde olmaya özen gösterin.
  3. Çocuklarınıza evin içinde ve dışında sık sık sorumluluk verin.
  4. Çocukların yalnızca kendi yapmak isteyeceğiniz şeyleri yapmalarını isteyin.
  5. Çocuklarınızın makul ihtiyaçlarını karşılamak için elinizden geleni yapın.
  6. Çocuklarınızla aranızdaki ilişkide sahici ve içten olun.
  7. Rica edin, emretmeyin.
 
 
15 ms