Ebeveynlik Tutumunun Çocuk Eğitimindeki Yeri

“Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk, hiçbir yere gitmiyor.” Edip Cansever

Merhaba Değerli Anne-Babalar,

Gerçekten de “içimizdeki çocuk” hiçbir yere gitmiyor ama zaman zaman biz yetişkinler dünyaya çocuk gözünden bakmayı es geçebiliyoruz. Yaşamın akışına kapılıp gittiğimizde çocuklarımızın hayattan beklentilerini ve isteklerini elde edebilmeleri için onlara destek olmak zaman zaman zorlaşabiliyor. Bütün çocuklar başarılı olmak, kendilerini bir konuda kanıtlamak, onaylanmak ve övülmek isterler. Ancak bunu elde edebilmek için tüm çocukların kullandıkları yol farklı olabilir. Kimileri en hızlı koşan, kimileri en çalışkan, kimileri en çok konuşan olan olarak başarıyı yakalar. Onlara söylediğimiz her söz, kişiliğinde birer iz olur. Akıllı kızım/oğlum dediğinizde kızınız/oğlunuz akıllı olarak anılmaya devam etmek için çabalar. Tembel kızım/oğlum dediğinizde de aynı şekilde bu sıfatın hak ettiği biçimde davranmaya devam eder. Sonuç olarak tembel olarak anılan çocuk, tembellik yapmaya devam edecek ve ona yakıştırılan sözün hakkını vermek için çabalayacaktır.

Pozitif ebeveynlik tutumlarını uygularken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta çocuklarımıza başarısızlık durumunda ne yapacaklarını öğretmektir. Ebeveynler zaman zaman çocuklarının yaptıkları ve yapacaklarıyla ilgilenirken, yapamadıklarına vereceği tepkiler üzerine düşünmek ve konuşmak kısmını es geçebilmektedir. Ancak oyunlarında, denediği yeni bir beceride ya da derslerinde başarısızlık haliyle karşı karşıya kalan çocukların hepsi üzülür ve bu duygularının anlaşılmasına ihtiyaç duyarlar. Bu sebeple “Neden diğerlerinden farklı yaptın?”, “Neden arkadaşına vurdun?”, Sınav notların neden bu kadar düştü?”, “Online derslere neden girmedin?”, “Neden oyunu kazanamayınca oyuncakları dağıttın?” gibi cümleler yerine çocuklara anlaşıldığını gösteren cümleler kurmak önemlidir. Her duruma uyarlanabilecek olan en güzel örnek cümle “Başarısız oldun ve bunun seni üzdüğünü biliyorum. Ben de zaman zaman başarısız olduğumda üzülüyorum. Denemeye devam etmelisin. Denemek sana çok şey katacak!”tır.

Diğer yandan zaman zaman biz yetişkinler özellikle küçük yaştaki çocuklara isteklerini onların anlayamayacağı kadar ‘soyut’ anlatmaktadır. Güzel güzel oyna arkadaşınla, doğru düzgün davran gibi cümleleri özellikle okul öncesi çocukları algılamakta güçlük çekebilirler. 6-11 yaş arasındaki çocukların ise soyut düşünme becerileri gelişimlerini devam ettirir ve onlar için de zaman zaman soyut durumları algılamak zor olabilir. Bu yaş grubundaki çocukların bilişsel kapasiteleri bizler gibi atasözlerini, deyimleri ve soyut kavramları anlayabilecek düzeye henüz ulaşmamıştır. Bu nedenle olumsuzluk ekleri ve soyut kavramlar uyarılar zihinlerinde konumlanamayacaktır. Bu noktada yapılması gereken çocuklara göstermesi beklenen her davranışın net olarak söylenmesidir.

  • Öğretmenlerini dikkatle dinle, ders sırasında arkadaşlarınla konuşman öğreneceklerini azaltabilir. (Okulda düzgün davran yerine)
  • Kullanacağın kelimelerde seçici olmalısın. Rastgele kullandığın bir kelime karşındaki insan incitebilecek, istemediğin bir anlama geliyor olabilir. (Konuşmalarında terbiyeli ol yerine)
  • Oyuncaklarını oyuncak sepetine at, lütfen. Yatağını ve dolabını toparlar mısın? (Ortalığı topla yerine)
  • Arkadaşına vurduğunda onun canı yanıyor ve bu nedenle bir daha seninle oynamak istemeyebilir. (Arkadaşına düzgün davran yerine)
  • Seninle sokakta/otobüste/alışveriş merkezinde olduğumuzda daha yavaş sesle konuşmalısın. Diğer insanlar gürültümüzden rahatsız olabilirler, bu hoş bir durum değil…. gibi.

Anne babaların çocuklarına karşı tutumları ilgili literatürde birkaç kategoride toplanır. Bu kategoriler:

  • Baskıcı Otoriter Tutum,
  • Aşırı Korumacı Tutum,
  • Tutarsız ve Kararsız Tutum,
  • İzin Verici -Aşırı Hoşgörülü Tutum,
  • Demokratik Tutum’dur.

Baskıcı Otoriter Tutum: Bu tutumu benimseyen anne ve babalar çocuklarına hâkim olduklarını düşünüp hep onlara baskı uygularlar. Baskıcı otoriter aile tutumunda evde söz hakkı, özgürlük ve otorite anne babanındır. Çocuk her ne yaparsa yapsın eleştirilir veya cezalandırılır. Bu tutumla yetiştirilen çocuklar içten içe anne babaya karşı düşmanlık duygusu geliştirebilir ve anne babadan korktukları için onlara karşı uysal ve erdemli davranırlar. Aile içinde yeterli iletişimi kuramadıkları için bu çocuklar kendi kendilerine zarar verebilirler. Baskı altında yetişen bu çocuklar yeni şeyler üretmede zorlanırlar, sürekli davranışlarında hata arandığı için streslidirler ve stresli oldukları zamanlarda hata yapma olasılıkları artar ve hata yaptıklarında kendilerini daha da kötü hissederler.

Aşırı Korumacı Tutum: Bu tutumun hâkim olduğu aileler çocuklarının üzerine çok titrerler. Ağlamasın, üzülmesin, terlemesin, hasta olmasın, yorulup incinmesin diye büyük çaba harcarlar. Anne babaların çocukları için geliştirdikleri aşırı kaygı, çocuklarını aşırı korumalarına yol açar. Bu tutumla yetiştirilen çocuklar karar alma ve seçenekleri değerlendirme becerilerini geliştiremez, çünkü kararlar çocuk adına alınır. Çocuklar karşılaştığı sorunlarla başa çıkamayacağına inanır ve sürekli hata yapma eğiliminde olurlar. Bu tutumla yetişen çocuklar, belli dönemlerde yerine getirmesi gereken davranışları ve kazanması gereken becerileri gerçekleştiremedikleri için, aşırı bağımlı, ürkek, çekingen olabilirler ve başarısız ya da sakar gibi görünebilirler. Kendilerini topluma kabul ettirmek için zaman zaman isyankâr ya da fazlaca fedakar davranışlar sergileyebilirler.

Dengesiz ve Kararsız Tutum: Bu tutumda ya anne ve babanın aynı konuda görüş ayrılığı vardır ya da anne ve baba kendi içinde verdiği kararlarda birtakım değişkenlikler gösterir. Çocuğun bir davranışı anne tarafından yanlış bulunur ve zaman zaman yaptırımlara tabii tutulurken, baba tarafından normal karşılanabilir. (Bahsedilen roller taraf değiştirebilir.) Bu tutumla büyüyen çocuklar ne zaman, nerede, ne yapacağını bilemez. Çocuk anne veya babanın tepkisini tahmin edemez ve bu nedenle kendini güvende hissetmez. Çevresindeki insanlara güvenmeyen, her şeyden şüphelenen, kararsız bir kişilik yapısı geliştirebilirler.

Aşırı Hoşgörülü Tutum: Bu tutumu gösteren ailelerde çocuğa aşırı düşkünlük ve hoşgörü vardır. Aile-çocuk ilişkisinde sınırlar ve kurallar belli değildir. Çocuk evde patrondur ve her istediği, istediği anda yapılır. Aşırı hoşgörülü tutum ile yetiştirilen çocuklar bir süre sonra ebeveynlerini denetim altına alır. Eleştiriye açık olmadıkları için kendilerini geliştiremezler. Kuralsızlığa alışan çocuklar, okuldaki kurallarla karşılaşınca okula ve sosyal çevreye uyum sağlamakta zorluk çekerler. Her istediklerini elde ettikleri için belli bir süre sonra doyumsuzluk yaşamaya başlarlar. Çevreleri tarafından bencil, doyumsuz, kırılgan, her istediğinin anında olmasını bekleyen, sabırsız, şımarık olarak adlandırılabilirler. Sosyal bir ortama girdiklerinde her ve istediklerinin olmadığını gördüklerinde hayal kırıklığına uğrarlar.

Demokratik Tutum: Bu tutumla büyüyen çocuğun aile içinde özgür bir şekilde gelişmesine, yeteneklerini en üst düzeyde açığa çıkarmasına, kendini gerçekleştirmesine izin verilir. Aile, katı kurallar koymak yerine bazı prensipler geliştirir. Aile içinde kurallar ve sınırlar herkes için ve hep birlikte belirlenir ve bu sınırlar içinde çocuk, özgürdür. Kuralların mantıklı açıklamaları yapılır. Yanlış davranış sergileyen çocuklar sevgi yoksunluğu ile cezalandırılmazlar. Demokratik tutum ile yetişen çocuk, kendine ve çevresine saygılı, sınırları bilen, yaratıcı, aktif, fikirlere saygı duyan, fikirlerini rahatlıkla söyleyebilen, kişilik ve davranışları açısından dengeli, sorumluluk duyguları gelişmiş, hoşgörülü, iş birliğine hazır, arkadaş canlısı, duygusal ve sosyal açıdan dengeli ve mutlu bir birey olarak yetişir. Ebeveynlerin tutarlı ve kararlı tutumu, çocuğun kendisine ve çevresindekilere güven duygusunu geliştirir.

Diğer tutumların hepsi çocukların ergenlik ve yetişkinlik çağlarında ciddi sorunlar yaşamalarına neden olurken demokratik tutum çocukların hem okul hayatında hem de sosyal hayatında yaşına uygun/istenilen şekilde gelişim göstermesine yardımcı olur. Evde kuralların belli olduğu fakat çocukların da fikirlerinin alındığı demokratik bir ortam yaratılması çocuğun sosyal hayata ayak uydurmasına yardımcı olur. Eğer demokratik tutumu uygulama ve devam ettirme konusunda zorluklar yaşıyorsanız, uyguladığınız tutumun hangisi olduğu konusunda şüpheleriniz varsa ve değiştirmek istiyorsanız okulumuz rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimi ile iletişime geçmeniz bizleri çok mutlu edecektir.

Psk. Dan. Burcu Bayraktar Uyar
Özel Yeşeren Okulları Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Servisi

Paylaş