10 Adımda Sınav Döneminde Anne Baba Olmak

10 ADIMDA SINAV DÖNEMİNDE ANNE BABA OLMAK

8. Sınıf Öğrenci Velilerimiz;

Sizlerin çocukları bizlerin değerli öğrencilerinin yaşamlarındaki ilk sınav deneyimi olacak olan LGS sınavı artık kapıyı çalıyor. Bir yıldır hazırlandıkları bu sınav kendileri için önemli bir anlama sahip. Söz konusu sınava yalnızca öğrenciler hazırlanmadı, sizler de onların yanında yer alarak psikosoyal anlamda sınava hazırlık sürecini deneyimlediniz.

Söz konusu olan sınav hazırlık süreci, sadece çocuğu değil ailenin tamamını etkileyen bir süreçtir. Bu sürecin verimli geçmesi, aile içinde iletişimin sağlıklı olması ile yakından ilgilidir. Sınava az bir kaldığında stres faktörü devreye girmekte ve hem iç hem de dış çatışmalara sebep olabilmektedir.

Unutmayın ki bu süreçte yalnız değilsiniz. Özel Yeşeren Okulları olarak sınav heyecanınızı gönülden paylaşıyoruz. Siz değerli ebeveynlerimiz için rehber niteliğinde mini bir yazı hazırladık.

10 Adımda Sınav Döneminde Nasıl Anne Baba Olmalıyız;


1) KAYGINI KONTROL ET!

Anne baba olarak çocuğunuzun geleceği ile ilgili kaygı duymanızdan ve onun için en iyisini istemenizden daha doğal bir şey yoktur. Ancak unutmamalısınız ki sınava yaklaşılan günlerde çocuğunuzun da kaygısı yükselecektir. İşte tam da bu noktada performansını olumsuz etkileyebilecek olan sınav kaygısını kontrol etmeliyiz. Kaygı duymanın kötü bir şey olduğunu vurgulamaktan ziyade bunun bir suç değil her insanda olabilen bir durum olduğunu belirtmeliyiz. Çocuğunuzun sınav kaygısına nelerin sebep olduğunu sorgulayın. Unutmayın duygular paylaştıkça hafifler.


2) GELİŞİM DÖNEMİ DEVAM EDİYOR

Unutmamalısınız ki çocuğunuz ergenlik döneminde. Bu dönem çalkantılı ve ikilemli bir dönemdir. Çocuğunuzun yerine sorun çözmek istediğinizde ya da ona önerilerde bulunmak istediğinizde onun sizinle aynı şeyleri göremeyeceğini bilmelisiniz. Örneğin bir süredir mücadele edilen covid-19 salgını sürecinde çocuklarımız okul ortamlarından uzak kaldılar, sanal sınıflarda eğitim gördüler. Bu durum onların tükenmişlik duygularını harekete geçirmiş olabilir, bu yüzden çocuğunuz son haftalarda ders çalışmakta güçlük çekebilir.

3) GELECEK ENDİŞE DEĞİL, GÜVEN VERMELİ!

Çocuğunuzun geleceği konusundaki endişeleriniz çocuğunuza mutlaka yansıyacaktır. Bu nedenle öncelikle ebeveynler kaygılarını azaltmaya çalışmalıdırlar. Kaygı gelecekle ilgili seyredilen olumsuz bir filmi göz önüne getirir. Ve bu filmin sonu her zaman için felaketlerle biter. Yoğun kaygı yaşayan kişiler geleceği düşünmekten, bugünün değerini bilemezler. Unutmayın ki biz sonuçla değil bugün ile yaşıyoruz. Sonuca değil süreçte kazanılan becerilere odaklanmalıyız. Bugün gelecekten çok daha kıymetli.

4) BEDEN DİLİMİ DOĞRU KULLANMALIYIM

Beden dili ve ses tonumuz bizim adeta iç yüzümüzün birer yansımasıdır. İletişimin büyük bir çoğunluğunu sözsüz iletişim unsurları oluşturmaktadır. Bu yüzden verdiğiniz mesajlara dikkat edin. Anne babalar bazen çocuklarına; “sınav bizim için önemli değil, kazanamazsan da olur. Canını sıkma, kafana takma” gibi önerilerde bulunmaktadırlar. Bu cümleler çocuklara inandırıcı gelmemektedir. Ancak eğer anne-baba çocuklarına bunları söylerken, beden dili ve ses tonları desteklemiyorsa yani ağızlarından çıkan ile bedenlerinin söylediği çelişiyorsa öğrenci daha çok beden diline dikkat edecektir. Ebeveynlerin kaygılı, üzüntülü halleri çabucak algılanır. Çocuklar adeta kamera gibidir sizleri daima izlerler ve söz ve davranışlarınızın tutarlı olup olmadığını kontrol ederler.

5) ONA DİREKTİF VERMEYİN

Ebeveynler Meli-malı kelimelerini dikkatle kullanılmalıdır. “En az şu kadar net yapmalısın. Kimya ve biyolojiden full yapmalısın. Başarılı olmalısın. Dikkatli olmalısın. kendini dersine vermelisin. Bu yıl mutlaka kazanmalısın” türünden zorunluluk ifade eden cümleler öğrencinin kaygısının artmasına neden olmaktadır. Bu tür zorunluluk ifade eden sözleri mümkün olduğunca az kullanmaya çalışın. Özellikle çocuğunuza ders çalış demeyin. Sorumluluğunu bilen ve sınavlara hazırlanan öğrenciler için ailelerin uyarılarına ihtiyaç yoktur. Öğrenci ne kadar ders çalışacağına ve ne zaman ders çalışacağına kendisi karar verebilir. Anne babaların iyi niyetli olarak verdikleri mesajların çocukların gelecekteki yaşamlarında sorumluluk alabilme durumlarını olumsuz etkileyebilir.

6) EVDE OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN ETMEYİN

Evde çocuklarınıza olağanüstü davranmayın. Sınava hazırlık süresince veya sınava kısa bir süre kaldığında evdeki düzen ve genel hava “her zamanki gibi” olmalı. Örneğin sınava bir hafta kala annenin çocuğuna en sevdiği yemekleri yapması bile olağanüstü davranma tanımına uymaktadır. Ne kadar genel ve olağan hava evde yansıtılırsa çocuk o kadar kaygılarını hafifletir.

7) SEVGİNİZİ ŞARTLI SUNMAYIN, ONLARI KOŞULSUZ SEVİN

Aile içindeki sevgi koşulsuz ve yüce bir sevgidir. Ebeveynler ve çocuklar arasındaki sevgi şartlı olmaktan son derece uzak olmalıdır. Gerçek sevgi hissedildiğinde güven ortamı oluşmaktadır. Unutmayın sınav başarısı sevgi, saygı ve huzur dolu bir ortamda ortaya çıkar. Birçok öğrenci LGS sınavında başarı elde edememe durumunda anne ve babalarının kendilerine yönelik sevgi ve güvenlerini kaybedeceklerini düşünmektedirler. “Başarılı olursam beni daha çok severler” düşüncesine öğrencilerde rastlamaktayız. Başarılı ya da başarısız her koşulda onların yanında olabileceğimizi onlara hissettirmeliyiz. Problemleri çözmeye değil, anlamaya çalışın.

8) OLUMSUZ MOTİVASYONDAN UZAK DURUN

Çocuklar kendilerinin daima karşılaştırıldığını düşünür. Tam da bu noktadan ebeveyn olarak karşılaştırmalardan uzak durun. Anne babalarda çok sık gördüğümüz bir davranış türü de belki motivasyon amaçlı başvurulan, ama asla motivasyon yaratmayan, çocuğunun başarısını yakın çevredeki diğer çocukların başarısıyla karşılaştırma eğilimidir. Çocuğunuzu sadece kendisiyle karşılaştırmalısınız. Yani önceki başarısı, önceki davranış biçimleriyle şimdiki durumu karşılaştırmak daha olumlu sonuç verecektir. Üstelik çocuğunuzu başkalarıyla karşılaştırdığınız zaman onların da sizi başka anne babalarla karşılaştırma hakkı doğmuş olur.

9) GEREĞİNDEN FAZLA FEDAKARLIK YAPMAYIN

Gereğinden fazla fedakarlıktan kaçının ve bunları hatırlatmayın. Kendi hayatınız olduğunu unutmayın. Çocukları ve sınavlarını ailenizin tek gündemi haline getirmeyin. Böylece çocuk olumsuz olan her şeye kendisinin sebep olduğunu düşünür. Bu durum son derece tehlikeli bir duygu durumu oluşturmaktadır. Ebeveynler çocuklarına gereğinden fazla fedakarlık yaptıkça öğrenci bu durumu ‘ailemin bu fedakarlıklarına yanıt vermek zorundayım’ biçiminde düşünerek daha fazla kaygılanabilir. Özellikle de yapılan bu fedakarlıkların tekrarlanarak hatırlatılması öğrenciyi ders çalışamaz hale getirebilir.

10) GERÇEKÇİ OLUN, HAYAT GERÇEKLERDEN İBARETTİR

Ebeveynler olarak çocuğunuzdan beklentilerinizde gerçekçi olmaya çalışın. Her anne baba kendi çocuğunun daha özel olduğunu düşünür ve bu durum oldukça normaldir. Oysa her insanın objektif bakıldığında belli alanlarda kuvvetli yönleri olabildiği gibi belli alanlarda da zayıf özellikleri olabilir. Beklentileriniz ile çocuğunuzun yapabilecekleri birbiriyle uyumlu olursa çocuğunuz daha az kaygı yaşayabilir. Çocuğunuzdan ayrı hedef belirlemeyin. Çocuklarınızla hedefleriniz, isteklerinin uyumlu olmalıdır. Unutmayın çocuğunuz sizden ayrı bir birey. Onların heyecanını paylaşabilir ama onların yerine hayatlarını yaşayamazsınız. Birbirinizin yaşamına saygı duyarak ortak paylaşım alanı oluşturabilirsiniz.

“Sağlıklı İletişimin Sihirli Anahtarı Teşekkür Etmek, En Güzel Yolu İse Gülümsemektir”.

Uzm. Psk. Emre TURAN

Özel Yeşeren Okulları

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisi

Paylaş